18 Kasım 2011 Cuma

İş Kadını Fıkrası


Tüm akıllı kadınlara....
 

İş Kadınının Cevabı:)

Arkadaşları çok çapkın olan iş adamını artık bir düzene sokmak ve evlendirmek isterler.

Sonunda uygun bir hanım bulup iş adamına haber verirler ama iş adamı

kadını yatakta denemeden evliliğe yanaşmaz.

”Ben iş adamıyım. Numune görmeden böyle bir işe karar veremem.”der.

Mesaj kadına iletilir ve cevap gelir.

”Bende iş kadınıyım. Numune veremem ama istediği kadar referans gösterebilirim:)

5 Eylül 2011 Pazartesi

ilginç hesaplamalar


AŞK ARİTMETİĞİ akıllı erkek + akıllı kadın = aşk
akıllı erkek + aptal kadın = ilişki
aptal erkek + akıllı kadın = evlilik
aptal erkek + aptal kadın = hamilelik
OFİS ARİTMETİĞİ akıllı patron + akıllı eleman = kar
akıllı patron + aptal eleman =üretim
aptal patron + akıllı eleman = terfi
aptal patron + aptal eleman = fazla mesai
ALIŞVERİŞ ARİTMETİĞİ
Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için 1 liralık ürüne 2 lira öder. Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için 2 liralık ürüne 1 lira öder.
GENEL FORMÜLLER VE İSTATİSTİKİ VERILER
Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.
Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince başlar.
Başarılı bir erkek esinin harcayabileceğinden daha fazla geliri olandır.
Başarılı bir kadın böyle bir erkeği evliliğe ikna edebilendir.
MUTLULUK
Bir erkekle mutlu olabilmek için onu çok iyi anlamak ve az sevmek gerekir.
Bir kadınla mutlu olabilmek için onu çok sevmek ve anlamaya çalışmamak gerekir.
UZUN YAŞAM
Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yaşar ama daha erken ölmek isterler.
DEGİŞİM ORANI
Bir kadın kocasının değişeceği inancıyla evlenir ama erkek değişmez
Bir erkek karısının değişmeyeceği inancıyla evlenir ama kadın değişir
TARTIŞMA TEKNİKLERİ
Kadın bir tartışmada her zaman son sözü söyler. Bu sözden sonra erkeğin söyleyeceği her şey yeni bir tartışma konusudur

30 Temmuz 2011 Cumartesi

Bellekten Pırıltılar

Ufak titreşimlerin oluşturduğu bazı resimler beliriyor zihnimde. Zamansız çıkagelen görseller. Zihnimin sarhoş şekilleri, tüplü televizyonların çekmeyen bir kanalı gösterdiği gibi yukarı aşağı kayan ama çok şey hatırlatan bir film gibi geçiyor gözümün önünden. Bir kaç saniyelik görüntü derinlerde kaybolmaya yeticek kadar anlamlı olabiliyor bazen. İfade etmek çok zor...

7 Haziran 2011 Salı

27 Nisan 2011 Çarşamba

Fotoğraflar

Deklanşöre basıldığında o bildiğimiz ses. Ortamdan ki tüm neşeyi, hüzünü, gerçeği içine alan saniyenin altında gerçekleşen ve ölümsüzleştiren ses. Basıldığında o mutlu anı ölümsüzleştirmek isteyen yada o anı daha sonra hatırlamak isteyenlerin istediği ses. 


Hazırmıyız, 3.2.1.... Gülümseyin...


Fotoğraflar, ışığın üzerimize düşmesi ve iz düşümünün kağıt parçasında barındırdı o an ki duygu. Gülümserken gülümsemek zorunda kalanlar yada gerçekten neşeli olanları yakalayan yada yüzündeki gülücüğün zoraki tebessüm olduğunu ve gözünden akan mutsuzluğu yansıtan gerçek. 


Geriye dönüp baktığında ne kadar şişman çıkmışım dediğin bir kağıt parçası. Patlayan flash'lar neşeli kahkalar, çekilen halaylar. Parçası olduğumuz mutluluğun zamanla solup giden ve dönüp bakmak istediğimizde nasıl hissetiğimizi anlatan bir kağıt parçası mı. 


Deklanşöre basmayın !


bir resim o anı anlatır. Zamana yayılmış farklı resimler seni anlatır. Hani eskiden üniversite'de verdiğimiz deli dolu pozlar vardırya. Gülmekten fenalık geçiririz. Hayat ilerledikçe biraz bizden biraz gülümsememizden alıp götürüyor. Daha parlak ve pahalı elbiseler, daha büyük saatler veya takılar fotoğrafta daha oturaklı gösterse de değişmeyen gözler, değişmeyen ruh kendini daima ele veriyor. 


Deklanşöre basın !


Kahkahalarıma kulaklarınızın pasını attığımda basın. Gerçekten çocuksu gülüşümle beni yakalayın. Zamanın benden aldığını ben zamandan geri aldığımda basın. 


3.2.1....Gülümseyin :) 


Pars

11 Nisan 2011 Pazartesi

Child' S Play Bed

The artist Yusuke Suzuki had the clever idea to create and photograph a bed in the shape of an open book. A space to sleep the night, which is also a place of play for the children thanks to the possibility “of turning” a page and of making it possible to create a space dedicated to the leisures.






Bodies

With this series of stereotypes sobrement entitled “Bodies”, the artist Hugh Hamilton expresses all his talent in dark and immersives photographs. Seeking with immortaliser bodies moving, this photographer arrives to images of quality. More images in the continuation.









1 Nisan 2011 Cuma

Gmail Motion Beta

Gmail den harika bir yenilik. Mutlaka denemelisiniz :)
Kimin fikriyse tebrik etmek gerekli. 


Gmail Motion Beta


Neşeniz eksik olmasın ! :)

11 Mart 2011 Cuma

Bir Gün

Bir gün sıcak, ama serinleten bir rüzgar
Bir gün sessiz, ama derinden gelen bir nefes 
Bir gün yalnız, ama gönlünü okşayan bir duygu
Her gün o sessizliğin sıcaklığını yalnız yaşıyorum
Şuan için böyle mutluyum, 

Sadece bekliyorum. 
Ön görülemeyen geçmişin iz düşümündeki geleceği ve ne getireceğini
merak ediyorum.
Her gün seni düşünüyorum.
Sadece bekliyorum.
Ne beklediğimi bende bilmiyorum. 
Bir gün derinden gelen nefes, yanımda belirir
Bir gün okşayan bir duygu, bedenimle birleşir

Bir gün gelir, ya ben herşeyi anlarım
Bir gün gelir, ya sen herşeyi anlarsın

27 Şubat 2011 Pazar

Ruhsuz Geceler

Giriş

“Sadece bizim bildiklerimiz içinde hatırladıklarımız ve geçmişten bugüne öğrendiklerimiz ile yönlendirdiğimiz hayatların bilinmeyen geleceğe sürüklediği, bilinçsiz ve cesaretsiz geçmişimizin iz düşümü olarak düşen ve kararlarımıza yansıyan, mutlak güven hissi ile hareket edebileceğini hisseden, ruhunu kapital dengeye kaptıran ama tüm bu olanların farkında olmayan kişilere adanmıştır. “


Bilinmeyen Bir Akşam, Saat :23:59



Işıklı bir geceydi, her yerden eğlenceli sesler geliyor ve esen rüzgar ilginç bir duygu yaratıyordu. Etrafımda olup bitenleri pek algılayamıyordum. Tek hissettiğim her 10 saniyede bir yüksek ses geliyordu ve tanrı gökyüzünden deklanşöre basıp duruyor her yeri aydınlatıyordu. Kendimi güvende hissetsem de kendimi pek kontrol edemiyordum. Ara sıra esen o rüzgar yüzümü kavradığında kendimi tuhaf ama daha özgür hissediyordum. O an düşünmeye başladım. Neden burada insanların arasında olduğumu dahi hatırlayamıyordum, neyi kutladığımızı yada parlayan gökyüzünün havai fişek olduğunu dahi algılayamıyordum. Her görüntü gözümde farklı bir anlam taşıyordu. Gülen insanlar etrafına turkuaz dalgalar saçıyor bazıları sadece siyah bir nokta gibi gözüküyordu. Hayatta olduklarını fiziksel olarak hareket edebildiklerinden algılayabiliyor olsanızsa solmuş ruhsuz, neşesiz insanlar çok fazlaydı etrafımda. Sadece günü sahip oldukları doğrultusunda yaşayan hayatı taksitlere bölmüş, ertelenmiş bir hayatla köklerine kadar solmak üzere olan ruhsuz insanların anlık mutlu gülücüklerini duyuyordum ara sıra.


Gökyüzünde ışıltı devam ediyordu, çekici ve güzel görünen ama çok kısa süren bir duyguydu. Maliyeti yüksek olan kısa süreli duyguların farklı biri biçimi gibi geldi o an için. Yanıma yavaşça ama neşeyle biri yaklaşıyordu. Tam net göremesemde ince yapılı uzun boylu biriydi. Net göremiyordum ama siyah saçlı ve hafif kirli sakallı olan biriydi. Bana bakışlarından beni daha önceden tanıdığını hissettim. Bana nasıl olduğumu sordu, biraz dengesiz olduğumu görünce beni kalabalığın biraz dışında bankların yanına kadar gitmeme yardım etti ve “burada biraz dinlen sanırım çok içtin sana iyi gelecek bir şeyler alıp geliyorum” diyerek yanımdan ayrıldı. Bank’a oturduğumda biraz üşüdüğümü hissettim. Gözlerimi kapattım ve biraz dinlenmeye kendimi duygular içindeki boşluğa bırakalar hiçbir şey düşünmemeye çalıştım. Elimi bankın üzerinde gezdirdiğimde bazı yerlere kazınmış ama ne olduğunu tam olarak anlayamadığım hafif girintiler olduğunu fark ettim. Elimi kazınmış olan yerin etrafında gezdirerek ne olduğunu anlamaya çalıştım, belki birinin ismi yazıyordu. Belki’de bir söz yada sadece anlamsız bir çizik. Kendimi iyice yorgun ve bitkin hissetmeye başladım. Gözlerimi açmak istemesem de etrafımda neler olduğunu anlamak için gözlerimi araladığımda bir sürü kalabalık ve gürültü vardı. O an sanki kendimi bir suyun içinde gibi hissettim. Gözlerimi kapadığımda sadece dışarıdan boğuk bir ses geliyordu. Açtığımda büyük bir gürültü, başım dönmeye başladı. Vücudumdan süzülen minik damlalar esen rüzgarlar beni daha fazla üşümeme neden oluyordu. Terlemiş hafif bunalmış ve baş dönmesi ile artık günün benim için bittiğini anladım. Ayağa kalkmak istedim ama başaramadım. Oturmak daha güvenliydi. Çok mu içtiğimi düşünmeye başladım, ne içmiştim, hatırlayamıyordum. Halen neden bu kalabalığın içinde olduğumu bile bilemiyordum. Kendimi rahat bırakarak hiç bir şey düşünmemeye çalıştım. Dışarıdan gelen boğuk sesler bir anda kesildi.


Devam Edecek...
Pars

26 Şubat 2011 Cumartesi

Between Two Points

A superb video clip for the electronic group The Glitch Mob in featuring with Swan, on the title “Between two Points”. An animation very successful around the weight of the dependence, directed and produced by the Motiphe studio. To discover in video HD in the continuation of the article.



Between Two Points from motiphe on Vimeo.

3D Portraits

After these superb sculptures 3D, here excel it work of Andrew Myers. An artist sculptor coming from California which carried out works and portraits 3D thanks to more than 10.000 holes which after are aimed one by one to the hand. More images of its work in the continuation.







24 Şubat 2011 Perşembe

Korktum

Korktum
Kilitlendim dondum
Karşıma çıkan en güzel ve en yıpratan şeydi
Korunmasız bırakıldım
Kaygandı tüm tutunduğum dallar 
Kırılıyordu teker teker
Kökleri geniş ve gür olsada 
Kolay olmadı
Karşında durmak
Kabüllenmedin gerçeği
Kabuğuna çekildin
Karşı çıktın
Keşke dedim defalarca
Kaçmak istedim
Kaç defa söyledim
Konuşmadan yapamadın
Kapattım şimdilik
Korktuğumdan değil
Kaçınılmaz olan gerçeği
Kendi ellerinle kayıp gitmesine izin verdiğin için, 
Korkmadım
Kendini kendine 
Kendimi kendime bırakmak için 
Korkmuş gibi yaptım. 

Korkak

Korkaksın,
Kendini inkar eden yüzlerşe kişiden birisin,
Kayıtsız kalmana şaşmamalı,
Keyfin umarım yerindedir,
Kaderin kederine gem vursada
Kendini yalnız hissettiğinde,
Kendinden çok seni seven
Korkusuz sevginin yokluğunda
Kapana kısılmış hissedersen
Kaçırdığın kocaman,
Karşı konulamaz
Kokuyu koklayamadan
Kapatılmış kapılar ardında
Kaderine değil kendine sorman gereken
Karma karışık beynine
Korkakmıydım diye sormak olur.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Defter

Karaladığım bir defterdi, satırlara seslendiğim mısraları taşırdı bazen,
Bazende anlamsız şekilleri,
Sıkıldım, anlatamamıştım mısralara kendimi,
Tıkanmıştım, yarım kalan sayfayı yırttım.
Kağıdı rula yaptım ve güneşe baktım.
İçimi ısıtan sıcaklığı , gözümü alan parıltısı ve dahasıydı ;
Yaşamdı, ruhu  yaşama bağlayan ama anlaşılmayandı.
Sevgiydi, sevmenin güzelliğini korkulardan tutarsızca hissettirendi.
Sabırdı, mevsimleri getiren, renk değiştirendi.
Görmekti, gözlerin kapalı olduğunda gördüğün şeydi.
Huzurdu, sessizlikte dinlediğin sesti.
Hissetmekti, görmesende bilmekti.
Ayakta kalmaktı, çabalamaktı, devam etmenin yolunu bulmaktı
Galiba Hayattı ... 


Pars.

Hezarfen


Hezarfen from Hezarfen on Vimeo.

17 Şubat 2011 Perşembe

Mihrap

Gün gelir ne olur,
Gözünün ucunda mihrap olur.
Dizinin üstünde dökülen cümleler,
Bugün olmasa yarın kabul olur.
Unutma derdini, geldiği yeri,
Coşkuyla karşıla gideceğin yeri
Bilki içindeki korkuyu kederi
Filizlenen çiçekler getirsin neşeli haberi
Arındır bedenini zihnini,
zamana ihsan et,
sev daha fazla kendini, sevdiklerini.


Pars.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Eyeonline Fusion - Compositing Dersleri

Merhaba Arkadaşlar, 


Uzun süreden sonra tekrar Compositing üzerine dökümanlar hazırlamaya karar verdim. 2005'de Compositing ile ilgili hazırlamış olduğum bir makalemi tekrar burada yayınlayarak Node tabanlı compositing eğitim sürecine başlıyor olacağız. 


İçerik biraz eski olabilir ama halen geçerlidir :) 


Ağustos 03, 2005
---------------------------------------------------------------------------


Digital Fusion hakkında çeşitli linkler            
                             
http://www.pigsfly.com     
http://groups.yahoo.com/group/DPSedits/              
http://www.vfxsoup.com                 
http://vbulletin.newtek.com/                    
http://www.fxguide.com              
http://forums.cgsociety.org/forumdisplay.php?f=11           
http://www.vfxtalk.com/forum/forumdisplay.php?f=6        
http://www.cgchannel.com/forum/listthreads?forum=33        
http://www.3dbuzz.com/vbforum/forumdisplay.php?f=56        
                             
DF Script;                             
                                
http://groups.yahoo.com/group/df_openchat/              
http://groups.yahoo.com/group/dfscript/              
http://groups.yahoo.com/group/dfsdk/                 
                             
                          
----------------------------------------------------------------------------------------


DIGITAL FUSION ILE COMPOSITING

GIRIS


Bildigimiz gibi compositing en az iki kaynak dosyanın çeşitli yöntemlerle birleştirilmesi ile oluşturulan çıktı olarak ifade edebiliriz...

Neler yapabiliriz ?
Nasıl yapabiliriz ?

Temel olarak endüstride kullanılan bir çok program vardır.. Combustion, after effect, shake, commotion, matrix compositing, motion ve DF .... gibi... Burda temel esas kullanıcı programa ne kadar adapte olabileceği ve program üzerinde ne kadar rahat çalışabileceği ile ilgilidir... Hemen hemen tüm compositing programları ile az çok istenilen sonuca ulaşılabilir... Burda bazı kriterleri göz önünde tutmak gerekir ?
Hiz ve sağladığı olanaklar...

Tabi endüstride birde hardware tabanlı gelen compositing sistemleri de vardır.. Örneğin Inferno gibi.. Tabi bunlar biraz pahalı aletler...

Temelde compositing işleminde

Deformasyon
Mat çıkarma ( Keying )
Renk Düzenleme veya Değiştirme ( Color Correction )
Efekt oluşturma
Sahnelerin birleştirilmesi
Yazı Animasyonları
.... gibi bir çok şey yapılabilir... bazı şeyleri unutmuş olabilirim Gülümseme

Ilk olarak Teknik Detaylara bi göz atmakta fayda var..

Resolution ( imaj çözünürlüğü ) :

Bildiğimiz gibi resmin çözünürlüğü ne kadar yüksek olursa kalite buna bağlı olarak artacaktır. Imaj daki en ufak renk bilgisi (RGB veya YCC) içiren elemente pixel denir.

Aspect Ratio : 

Genişliğin yüksekliğe oranı olarak ifade edilebilir... bilindiği üzere çeşitli video standartları ve bunların aspect ratio değerleri mevcuttur...

DV PAL    (1,067)
DV NTSC    (0,9)
Widescreen  16:9 (1,422) gibi..

Frame Rate :

Saniyede gösterilecek olan resim sayısı olarak ifade edilebilir.. Burda bir saniyede oynatılan resim sayısı ne kadar yüksek olursa görüntü hareketlerinin geçişi o kadar yumuşak olacaktır...  frame rate hızı ne kadar artarsa depolanacak alan ihtiyacı buna bağlı olarak artacaktır.

Sıkıştırılmamış Video Görüntüsünün Hesaplanması :

(720 * 576 * 24)/8 = dosya büyüklüğü (byte)

Burda yatay , dikey ve renk derinliği çarpılarak 8 e bölünmesiyle ( 8 bit = 1 byte ) dosyanın diskimizde kaplıyacağı alanı hesaplıyabiliriz.

Ortalama olarak bir NTSC görüntü standardında olan bir görüntü

1 Kare : 1M
1 Saniye : 30 M
1 Dak.   : 1.5 GB gibi 

14 Şubat 2011 Pazartesi

Anlamlı satırlar

Yücelten duygular, unutulmaz anlardır bazen,
karartan güneşi, gönlünü, gülüşünü,
unutulan duyguların yoksulluğudur bazen.
hatırlat kendini kendine,
unutma bedenini, yüreğini
sev sevebildiğin kadar yüreğindeki istekleri
onsuz olmaz, duygusuz olmaz, umutsuz olmaz
yaşa bedeninin zenginliğini
kalma kararsızlıkta, karanlıkta
zamana bırak kendini, gülümse, gülümset bedenini

Pars.

10 Şubat 2011 Perşembe

HP ePrint & TRON: Legacy projection mapping - complete animation


HP ePrint & TRON: Legacy projection mapping - complete animation from Guided Collective on Vimeo.

The full projection mapping sequence from the HP ePrint & TRON: Legacy Experience on the the roof of the QEH on London’s Southbank, late Nov/early Dec 2010. 

An immersive visual spectacle augmented with snippets from Daft Punk’s soundtrack and orignal sound FX from the film… in no way enhanced by the bitterly cold weather. 

Plug your headphones in and turn it up!
More pics - bit.ly/​haVdvu
View trailer - vimeo.com/​17283195 

This photo gives a good idea of scale - bit.ly/​er4BCE Created using 6x18k projectors onto a projection canvass of approx 50m wide by 20m tall. Audio from an 8k D&B sound rig. 

By creative agency Guided Collective in collaboration with collective members Flat-e & Seeper

Vivien TESTARD


Light Rhapsody from Vivien TESTARD on Vimeo.

Hi,
We are two young french directors that decided to create a real time installation and make a video from it.

“Light Rhapsody” is a real time human lighting sculpture. A 3D model has been projected in real time over the real model through a projecting device. It creates a radiant dissemination emanating from her skin.That projection was animated and progress over her entire body until it has reached and invaded her face.

2 days shooting with the model (thanks to you Julia Nana for your patience) and another one for the wild shot of NYC.

We shot with two cameras, a D90 and a 1Dmk4 cause the budget was super tight.

We would like to make some special thanks to our model, Julia Swell and our talented make up artist Cindy Leroux. Thanks to Hsiao-han Lan 筱涵 our magic set photographer !!!

Marc & Vivien

9 Şubat 2011 Çarşamba

Sertap Erener - Ayrılık ve Biz

Sertap Erener - Ayrılık ve Biz by yvz

Most Viewed Super Bowl Ads


Volkswagen Commercial: The Force





Volkswagen Commercial: Black Beetle






Chrysler Eminem Super Bowl Commercial - Imported From Detroit






Motorola - Empower the People






2011 Kia Optima: One Epic Ride -- Big Game 2011 Commercial



5 Şubat 2011 Cumartesi

Fuar ve Şehir

Amsterdam'da Integrated Systems Europe fuarından daha yeni döndüm. Ayaklarım halen buz gibi. Gercekten soğuktu. Ama çok güzel bir şehir. Neşe dolu, sıcak ve sevgi kokan bir şehir. Kafa yapmak için bol bol ot var. Farklı ve güzel bir şehirdi. Tabi fuar için gidip 1-2 günde ne kadar gezebildiysek. Jamie Oliver'ın restauranı olan "Fifteen" adında çok güzel hoş dekore edilmiş güzel yemekleri ve şarapları olan deniz kenarında şık bir yemek yedim. Rib-eye dedikleri 28 gün bekletilmiş ve orta derecede pişirilmiş et gayet lezzetliydi ama kocaman tabakta sadece et getirmeleri biraz garipti. Biz alışmışız tabi yanında biraz pilav ve yanında kızartılmış biber ve domatese :)


Genelde sokakları olabildiğince yalnız başıma gezerek keyfini çıkarmaya çalıştım. Öncelikle toplumun kültürlü eğitimli kibar ve yardımsever oldukları ilk bakışta anlaşılıyordu. Ulaşım olarak havanın çok soğuk olmasına karşın herkes bisikletle biryerlere gidiyorlardı. Latei adında minik, kredi kartı kabul etmeyen şirin bir yerde elmalı turta yemenin tadını çıkardım. Gerçekten güzel turta yaptıklarını söyleyebilirim. Şehir'de her tarafta su kanallarının olması şehire sıcaklık ve romantizimi çok güzel aşılamış. 


Bunun dışında fuar'dan bahsetmek gerekirse görüntü ile ilgili tüm büyük markalar buradaydı. Genel olarak başarılı bir fuar olsada 2 yıl önce katılmış olduğum Siggraph fuarı kadar etkileyici değildi. Var olan günümüz teknolojilerinin en yeni versiyonları ile tüm markalar shov'larını yapsalarda şaşırtıcı hayretler içerisine düşürecek farklı bir şeyler yoktu. Sektörel olarak endüstrinin daha çok 3D uygulamaları yöneleceğinin sinyallerini çok açık olarak ortaya koyan bir eğilim söz konusuydu. 12 salonun 4 salonu tamamen 3D uygulamalar alt yapısındaki projektörler, LCD televizyonlar ve hologramlar ile ilgiliydi. 


Güzel bir şehir, uzaklaşmak ve unutmak istediğim bir çok duyguyu bana hatırlattı. Geçen yıl bu zamanlar vizemi alıp uçak biletimi alırken fuar tarihinin çoktan bitmiş olduğu o komik anı hatırlattı. Malesef bazı anıları ne yaparsak yapalım unutamıyoruz. Belkide unutmak istemiyoruz...


Sevgiler

Amsterdam'dan Görüntüler

Rai fuar çıkışında bizi bekleyen süpriz taksi sırası

Madam Tissue'dan Görüntüler

Madam Tissue'dan Görüntüler

Redlight District'de Beyaz Kuğular

Bob Marley ve Ben

30 Ocak 2011 Pazar

Toprak

Birer hafta arayla döküldü yapraklar. Kocaman çınar gibi asır süren bir ailenin bağımsız fertleri düştü toprağa. Ne çok tanırdım nede çok yakındım. ama artık bırakmıştı dünyayı kollarımıza. O toprağa kulak verdiğinde belki duyarsın sessizliğin geveleldiği tanımsız gerçekliği. Kimisi için soğuk, kimisi için serin. Gençlik, güzellik deli dolu hayat bitiyor işte. Sevdiğin içine sığdıramadın o güzel yüz yok oluyor bazen. Bazen gerçekte bazen benliğinde. Hiç bitmiyor yapacaklarımız, düzene oturtmaya çalıştıklarımız.
Zaman durdurulamayan ve her gün yeniden başlatılan bazen geçmişi sürüklediğimiz bazen geçmişi silerek yenilediğimiz bize ait olan en değerli lutuf olsa gerek. Zaman hepimiz için ayrı bir nitelik. Fizik olarak tek gerçek üzerine kurulsada farkındalık kişinin zihni ile içindeki durumu ayrıştıran turnosol kağıdı gibi. Zaman !


" düşer yapraklar bazen,
kimisi salınır rüzgarla dans eder,
düşer damlalar gökyüzünden,
kimisi üşür, kimisi eğlenir serinlikten,
düşer nameler üzüntülü dillerden,
kimisi ağlar, kimisi destek olur gönlünden"


Ne uzun ne kısa, doya doya yaşansın hayat. İstediğin ve hayalgücü ile pekiştirdiğin yarı ilizyon yarı gerçek bir hayat.
" Uzun yaşamak çok zor, senden sonra geleni uğurlamak çok acı" demişti rahmetli.
Ruhu Şad olsun.

27 Ocak 2011 Perşembe

We never die

We Never Die by Payam Tavakoli

Devinim

Belirğin yaşam şekillerinde ki en önemli kavram belkide oluşturulmuş düzene bahşedilen sadakattır. Düzen hayatın içindeki verimli ardışık olgular gibi sistematik çalışan planlı bir yapı oluşturmasını sağlar. Önceden planlanmış geziler, gelecek kaygısı ile öne çekilmiş yatırımlar, uzun vadeye bölünmüş sorumluluklar, isim ve titre ilişkisinin yarattığı kariyer planı ve buna benzer içsel mücadeleler. 


Algımızda ve bunun öncesinde toplumdan gelen kavramsal düzen yaşam şeklimizdeki kısırlaştırılmış özgürlük gibi Kaos'un önleyici faktör görevini üstlenen gizli bir betimlemedir aslında. Düzen verimlik ile paralel bir eğride ilerlerken özgürlük belirsiz bir kaos denklemi yaratır. 


Bireyin klasik düzen içerisinde yaşam döngüsü kariyer, ekonomik düzey ve basitleştirilmiş evlilik çemberi içerisinde sürekli devinim halindedir. 


Bu devinim aslında bu çemberin içerisinde dönmeye devam etme istediği olan kişilere yöneliktir. Bazı bireyler bu düzenin öldürücü bir hastalık olduğunu tamemen algının toplumsal, kapitalist düzenle yönlendirilen iç gıcıklayıcı sistemin kafa yapan 50 mg'lık hapları olduğunu düşünür. 


Düzen gerekliliklerini tamamlayan doğal seleksiyon ve güdümsüz olduğunda özgürlüğün bir parçası olabilir. Bugün sahip olduğumuz düzen aslında tamamen yanılsama ve gereksiz mücade edilen sanal bir karın ağrısı gibidir. 

24 Ocak 2011 Pazartesi

Renkli kareler

Gecenlerde kendi kendime biraz vakit gecirdigimde etrafima bakindim. Rastgele yasananlarin bile aslinda kendi icinde bir duzeni oldugunu farkettim. Rastlanti bir bakima suyun bardaktan ozgurce bosalmasi gibi olsada zemine dogru hareket edecegi kadar kesin bir ongoru vardi. Bu rastgele eylemlerin duzenini anlatir gibiydi. Spontane hareket yetenegi kendi icinde istemsiz duzen gene kesin gerceklik uzerine kuruluydu. Mesela bu satirlari yazarken disari cikip hava alma istegimi, sahip oldugum cesitli sartlar ozgur kilabilecegi gibi kilitleyebilecegide onemli bir gercek.

Hergun ufak bir kare cizmeye karar verdim. Gun sonunda gunu bitirdigimde hissettigim renkle boyamaya basliyacagim. Cizdigim karelerin olusturdugu bir sekil var elbet. Hayal gucumun soyut bir sekli. Belki bir gulucuk, belki bir yer, belki de anlamsiz bir sekil. Yilin sonunda gecirdigim gunlerin rengarenk karelerle olusturacagi sekil ile bir sonraki yila nasil baslamam gerektigi ile ilgili renkli bir onizleme vermesini umuyorum. Cok renkli gecerse renk katanlara birer kopya hediye etmek istiyorum.

Iyi ki varlar diye :)

sevgiler.

13 Ocak 2011 Perşembe

SAĞLIK

En çok dikkat edilmeyen ama en çok dikkat edilmesi gereken bir konu aslında. Ne zaman hasta olursak o zaman ne kadar önemli olduğunu hatırlıyoruz. Ne zaman kendimizi iyi hissedersek o zaman bu düşüncelerden uzaklaşıyoruz. Deli gibi çalışıyoruz ve sağlığımızı hiç önemsemiyoruz. Bazen etrafımızda sevdiğimiz kişiler olduğu zaman hastalandığımızda keyifsizliğimizi biraz olsun hafifletmenin farklı bir yolu olsada bazen yalnız baş etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu durumdayken üzerine çalışmanız gereken durum söz konusu ise büyük problem.

Vücudun sağlığı psikikolojik olak mutluluk ile doğru orantılı olabiliyor bazen. Vücudun direnci bireysel olarak psikikolojik yapınızın durumu ile çok alakalı. Bu nedenle Başka insanlardan beklentiler yerine kendi mutluluğunuzu kendiniz yaratmanız hem bireysel mutluluğunuzu hemde buna bağlı fizyolojik sağlığınızı koruma altına almış olabilirsiniz.

Hayat çok renkli. Zevk alınması gereken bir macera gibi. Ama bazen renkleri soluk bazen ise canlı. Bu nedenle hayatı soldurmak yerine canlandırmak gene her zaman ki bizim elimizde.

Sağlıklı olun.

11 Ocak 2011 Salı

Shape Shifter


ShapeShifter from Charlex on Vimeo.

İçimdeki Enerji


Evet bazen içimde tükenmeyen bir enerji oluyor. Bazen yerinde duramıyor. Durmadığı günleri dün gibi hatırlıyorum. Belki sizde hatırlarsınız. İçimdeki güzelliğin ve durdurulamaz enerjinin kötü yanlarıda varmış... 

Enerjiniz bitmesin...

Inspire me ! Inspire you !
Pars.

Light Cube

Evin için muhteşem geometrik desenler ile süzülen ışığın aydınlatması bana çok çekici geliyor. Gizemli ve güzel. Güzel bir tasarım olmuş. Tasarımda Ricardo Garza Marcos imzası var. 





Geliştirin, Çevirin, Bozun, Deneyin ama genede bıkmadan yapmak istediğinizin peşinden gidir. 


Inspire me ! Inspire you !
Pars.

9 Ocak 2011 Pazar

Sevgi Renkli Mi ?


Sevgi dediğin o ilk çoşkunun biçimsiz şekli bazen gerçekten tanımsızdır. İçinde giderek büyür ve kendi içinde bağımsız gelişmeye başlar. Arzu ve tutkuların esaretinde bazen yanlış yorumlarınır bastırılamaz. Tanımsızlık ; içinde taşıyamadığın duyguyu istemsiz olarak dışarı atmasını engelliyememektir. Tutamazsın. Sevgi bazen maceradır. Kötü bir dönemin tetikçisi gibi içinde tırmanır. Rüzgar gibi bazen okşar bazen sürükler. Sevgi sevebilme özgürlüğünü kaybetmemendir. Bağımlılık değil bütünlüktür. Her zaman kötü dönemlerimiz olur ve bazen dayanak ararız. Dayanmak istediğimiz, tutmak istediğimiz güvenilir bir çıkış yoludur. Korkularımızın tetiklediği istemsiz huzur elde etme çabasıdır. Göründüğünden farklıdır. Bazen sevgi elde edilemeyenlerin atık torbasına girmesi için kullandığımız, kullanırken baştan çıkardığımız sevmeye çalıştığımız ama aslında dayanaksız kalmanın korkusu ile bu yönde kullandığımız duygusal ilüzyon olarak da içimizde yaşayabilir.
Bazen sevgi kavuşamamaktır. Dokunamamak, yanında olamamaktır. Yanında olmak istesende renksiz tablolar gibi şaheser olsa da hayatın içinde olamamasıdır.

Yaşantımızın en güzel yanı olan sevebilmenin özgürlüğünü içimizde korumaktır. Her gün tükettiklerimiz, isteklerimiz, ideallerimiz bir filmin senaryosunu oluşturan paragraflar olsada en güzel olan, hatırlanan, unutulmayan sevdiğimiz, içimizdeki sevgimizdir.  Sevgi en büyük, en özel, en önemli iletişimdir. En güzel konuşulması gereken dildir. Her nakaratın, her filmin, hayata dair olan her yerde vurgulanan tek güzel ve özel olandır.

Bazen bulur kaybederiz, bazen bulamayız her zaman ararız, bazen yetinmekle kalırız. Sevgi güzeldir, sevginin bıraktığı izler kolay geçmese de anlamlı olan varlığıdır. İnkar edilemez gerçeğin kendisidir.

Bazen hayaller kurarız. Hani bunu yapmak istiyorum dediğin kişi vardır ya. Yaşamak istediğin hayat için, kendin için, sevdiği insanlar için hayaller kurar insan. Zaten bizi mutlu eden bu değil mi ? Gerçek bu kadar güzel değil. Gerçekte sevgi kimyasal ve psikolojik olarak bir sürü yüklemin bir ismi çağrıştırıyor olmasından öte değil. Sevgi kendi içinde gerçekliğini hissettiren, ne dayanak ne de macera olanı değil, içindeki tanımsız mutluluğu iliklerine perçinleyen samimiyettir.

Bazen sevgi, korkuların esaretinde özgürlüğün pençesinde sevdiğini bilsende uzaklaşmak, uzak durmak, belkide hiç karşılaşmamaktır.

Her kararın bir bedeli, her anın bir değeri var. Yaşadıkça hatırlanacak olanlar gibi,  zamanla unutulacak olanlarda olacaktır.

Sevgiler.

7 Ocak 2011 Cuma

ÖZLEDİĞİN GİDİP GÖREMEDİĞİNDİR

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen

Kaynak : Oruç ARUOBA