20 Kasım 2010 Cumartesi

Devamlılık

Yaşamak bazen nemli bir toprak gibi besleyen, bazen kurumuş dere yatağı gibi verimsiz ve parçalanmış kaya parçaları gibidir. 


Nefesi kesilir bazen, bazen canı acır. Yanlızsındır ama hayat devam ediyordur. Devamlılık seninle başlar veya seninle biter. Ama sadece senin için biter. Hayat aslında bir devamlılıktır. Seçimlerin meydana getirdiği, zorlukların bunalttığı, problemlerin çözümsüz olduğu bir devamlılıktır. 


Problemler her zaman vardır. Sadece ismi şekli değişir. Bazen para, bazen aşk, bazen sağlıktır. İstekler bitmek tükenmez bir okyanus gibidir. Bazen istememek kıyı sularında boğulmaya nedendir. İstemek bencilleşmek ama incitmemek devamlılığın gerekliliğidir. 


Hayat bazen kibar bazen patavatsızdır. Durgun suda yüzmek kolaydır, fırtınalı dalgalarda ilerliyebilmek mücadeledir. 


Yaşamak güzeldir sadece onu anlayınca. Yaşamak güzeldir beklentin olmayınca. Hayat güzeldir bağımsızlığını korudukça. 


Hayat büyük bir problemdir. Çok sayıda formül ve denklem gerekir diye düşündürür. Hesap yaptırır. Analitik düşünmeye zorlar. Planlı olmaya yada disiplinli. Evet hayat bunları kapsayan büyük bir konu başlığıdır. Ama aslında bunlar dış yüzeyindeki altın kaplama şeklinde ince bir tabakadır. İçinde özgürlük, hareket ve devamlılık yatar. Ön görülemeyen Analitik ama spontan duygusallık vardır. Ruh ve sevgi vardır. Kahkaha ve sadakat vardır. 


Hayat aslında devamlılıktır. Hangi yoldan gitmek istediğimiz bize kalmış.  



10/10/10 - One Sunday in Gunwharf Quays from Mike Cooter on Vimeo.

16 Kasım 2010 Salı

Merdivenler

Bildiğimiz merdivenler vardır, iner-çıkarız. Hareketsiz beton veya ahşap yapılardır. Bazıları dardır, bazıları geniş ve heybetli. Bazılarının aralıkları çok olur, çıkmak daha zor olur. Bazılarının araları çok yakın olur gereksiz adım atarak yorgunluk yaratır. 

Merdiven işte. 

Bazı merdivenler ise  metal ve elektronik bileşimlidir. Sürekli bir tanesi indirirken diğeri ise çıkarır. Kimse olmasa da çalışmaya devam ederler. 

Hareketli merdivenlerle sabit merdivenler arasında ilginç bir fark vardır. Birinde enerji, diğerinde ise sadece zaman harcarsın. Bildiğimiz merdivenlerde her adımın seni bir merdiven yukarı çıkarmak için enerji sarf eder. 

Hareketli merdivende ise bir adım atmak yeterlidir. Adımın doğruluğu veya yanlışlığı bu noktada pek önemli değildir. Eğer adımın yanlışsa yukarı giden bir merdivende aşağı inmek için merdivenin bittiği yere kadar beklemek zorundasındır. Çaba harcamazsın. Seni taşır ve gelmek istediğin yere getirir. Yorulmazsın. Yorucu olan sadece merdiven üzerinde sıkıcı bir şekilde beklemek olabilir. Bazıları içinde dinlenmek...

Bazen seçim şansın yoktur karar vermişsindir. Yukarı çıkmak istiyorsundur ama karşında seni sadece aşağı indirebilecek hareketli bir merdiven mevcuttur. Onun üzerinde bir adım yukarı çıkmak için zıplayarak adımlar atman gerekir. Çok ince hesaplarla aşağı inen bir merdivende atacağın adımın yüksekliği zamana bağlı olarak değişir. Bazen dar aralıklı bazen geniş aralıklı olur. Düşmeden yukarı çıkmak imkânsızdır. Ne kadar az düşüp az incinirsen o kadar şanslısındır. Göründüğünden daha tehlikeli ve daha zordur. Yukarı çıkmak için her türlü merdivenden daha fazla enerji harcarsın, düşersin dizini kanatırsın, kaval kemiğini sert bir şekilde defalarca merdivenin en sivri yerine vurursun. Canın çok acır ama yukarı çıkmayı amaçladıysan ulaşabileceğin enerji her zaman mevcuttur, sürükler seni.

Büyük çabayla aşağı indiren hareketli merdivenden yukarı çıkmayı başardığında asıl önemli olan yukarıda senin neyi beklediğidir.

Bu bazen bir hiç, çok az ihtimalle minik bir tebessüm (bireysel sadakat ve kararlılıktan gelen), çok ama çok düşük bir ihtimalle seni yukarı çıkmanı tetikleyen nedenin ta kendisi. 

Yukarıda bizi ne bekliyor sizce. 

İyi bayramlar.

11 Kasım 2010 Perşembe

Geri Adım Atma

Yaşadığımız koşullarlar ve zaman ile alakalı dönemsel zorlukların bazen hayatımızda zor olan kararları almamızı zorlaştırsada, kesin olan koşullardan bağımsız kararların gerçekliğidir. Hayatın ön görülemeyen ilerleyişi karşısında güvenebileceğimiz ve arkasında durmamız gereken tek gerçek bireysel kararlarımızdır. Bu kararlar bazen yanlış olabilir ama gene arkasında durmak gerekir. Pişmanlık ve geçmişe dönük yaşamak yada geçmişteki olayları sorgulamak zaman kaybından başka bir şey değildir. Geçmişin birikimi ile yarının adımlarını daha temkinli atmak gerekliliği kesinlikle çok önemlidir. 

Bilinçsiz ve plansız yapılan her eylemin sonuçları her zaman beklentilerimizle paralel yönde olmayabilir. Bu nedenle hedefler ve amaçlar net, keskin gerekirse sert olmalıdır. Zaman ilginç bir kavramdır ve akıp gitme konusunda değişkenlik gösterir. Mutlu, keyifli, psikolojik olarak problemsiz huzurlu, hatta coşku dolu bir dönemde geçen zaman çok daha hızlı akar. Zaman o noktada akıcılık kazanmış mutluluğunuzun zamanı sorgulamaya ihtiyacı olmadığını gösterir. Zaman çok hızlı akar, hayat güzeldir ve hızlı geçer yaşınız ilerler ama ruhunuz hatta bedeniniz genç kalır. 

Zaman paradoksunda geçen zaman ne kadar olumsuz ve negatif bir süreç ise zaman bedeninizi ve ruhunuzu o kadar yıpratır. 

Konumuza geri dönmek gerekirse bazen koşullar dilediğiniz gibi olamasada direnç göstermek gereklidir. Koşullar her zaman değişebilir. Değişmiyecek olan sizi kararlara sürükleyen hisleriniz ve kararlılığınızdır. 

Koşulların yaratmış olduğu baskıların verdiği sıkıntılarla doğru olan bazen yanlış, yanlış olan bazen doğru olabilir. Bu nedenle risk almadan geri adım atmadan yaşamak ve arkasından doğabilecek olumlu olumsuz sonuçların sorumluluğunu taşımak bireyin kendisine kalmış. 

Bu düşüncelerimin arkasından çok beğendiğim bir reklam filmi spotunu aşağıdaki adresten izleyebilirsiniz :