13 Şubat 2015 Cuma

Zaman Çevrimi

Zamanın içinde yer alan kaosun bilinmeyen dengesinde varlığımın ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyorum. Zaman çevrimi diye tabir ettiğim diye bir deyim geliştirdim. Zaman çevrimi aslında sürekliliğin temel taşı olan tekilliği tek bir temel birimi ifade eder.. Varlığın bizim algımız çerçevesinde oluşmasını sağlayan çevrime ithaf eder. Oluşturulmuş çeşitli kavramlar ile hayatı anlamamızda kolaylaştırmaya çalışır. Bildiğimiz anladığımız ve algıladığımız kadar ile varlığımızı anlamlandırırız. Her eylemin, her hareketin zaman içerisinde yaratmış olduğu bir kaos vardır.

“Hayatımızın her anından 1 dakika geri alabilsek acaba zamanın yaratmış olduğu düzlemdeki varlığımız aynı kalabilir miydi ? “

Hayatın dengesini sağlayabilmek ayaklarımızın üstünde yürümeyi öğrenmeye başladığımız an itibari ile çözmeye çalıştığımız bir serüven olarak karşımıza çıkar. Zaman çevriminin temeli olan tekil ölçü bir kaos ortamında varlığını sürdürdüğünü düşünürsek. Denge hayatımız boyunca mücadele etmemiz gereken bir olgu olacak. Hayatımızın her annı bu mücadeleyle geçiriyor olacağız.

Denge mücadelesinde yaşadığımız anların ne kadarı bizim kararlarımız. Kararlarımızı etkileyen bizi gerçekte biz yapan ama gerçekte biz olmanın tam ne anlama geldiğini kavrayamadığımız bu günlerde bizim dengede durmak için verdiğimiz mücadele hangi kararların ve neyin sonucu ortaya çıkıyor.

Öncelikle bazı konulara değinmek gerekli. Bizim için gerçekte kaos ne anlama geldiğini yorumlamamız gerekli.  Var olan cümle içinde kullanıdığımız bu kelimeleri KAOS, DENGE, TEKİLLİK, ÇEVRİM temelde bize ne anlam ifade ediyor.  Anlamlar her kelimenin oluşturduğu anlam dizilerinin zihinimizde canlandırğı soyut veya somut olguların zaman içerisinde ki yorumudur.
Zaman içerisinde ( Çevriminde ) zihnimizde yer alan soyut veya somut olgular edindiğimiz birikimle değişiklik gösterir. Yaşadığımız duyguların zaman içerisinde yozlaşması, kabuklaşması veya yumuşaması yaşantımıza göre farklılık gösterebilir.

Tüm değişkenler zaman etrafında toplandığını düşünürsek kararlarımız, edindiğimiz bilgilerin zihnimize düşen yansıması olarak yorumlayabiliriz. Burdaki yorumda çok göreceli bir yaklaşım olabilir. Mutlak olan tek şey zamandır. Bunun dışında mutlak olan her hangi bir şeyden söz edemeyiz. Her şey yanılsama veya yanlış yorumlama olabilir.

Doyasıya sevdiğimiz hayatımızın parçası olan duygunun en erkil anından en naif ve romantik anına kadar damarlarmızda hissettiğimiz o duygunun zamanın şuan ki evrensinde bir değer taşımıyor olmasını nasıl anlamlandırabiliriz.

Gökyüzünden inen o şiddetli hortumun etrafındaki herşeyi tüm kudreti ile fırlatırken, hortumun gözüne yakalananların içine çekilmesi gibi anlık bir döngü zamanın en basit kaosuna işaret eder. 

Kaos için de ki dengemizin su üstünde tek ayak üzerinde birinin durmasına benzer. Denge zaman çevriminde çeşitli anlarda, farklı düzlemlerde günlük beklentilerimizin umudu içindeki yansıması olan en sade gülücükte bile belli aralıklarla soyut varlığımız olan bedenimizden bağımsız ruh dediğimiz o hayele bir şans verecektir.  

Hakan Pars Polat

2 Şubat 2015 Pazartesi

Bilirim ki bir gaye var

Bilirim ki bir gaye var
içimde eriyen duygular
filizlenmeye yer açan coşkular

Bilirim ki bir gaye var
Varlığım sessizliğini yitirmiş 
haykıran tekrarlardan korkmayan 
benzer melodileri farklı yorumlayan

Bilirim ki bir gaye var
Göremediğin, 
Dokunamadığın, 
Anlıyamadığın, 
Ama varlığını kavradığım

Bilirim ki bir gaye var
Saflığın, Güzelliğin, gördüklerinde değil
Hissettiklerimle yaşadığı, anlam kazandığı

Bilirim ki bir gaye var
Bitmeyen, nerde başladığı bilinmeyen
Bilinmeyenlerin biriktiği, Birden bire
Benliğimi peşinde süreklediği 

Bilirim ki bir gaye var
Güzel olan da bu !

Unknow

Gecenin içinde süzülerek akan bir ırmak gibiyim
Notaların esiri olurken esaretin bedelini düşünüyorum
Sessiz çığlıkların getirdiği uğultu var içimde
Ruhumun karmaşık anlarında anlamaya çalıştığım ise ;
Uğultunun ortaya henüz çıkamamış coşkusundan mı
Gereksiz bir atılımın içinde kendimi kaybetmek üzere olduğum
olabilecek kırgınlığın getirdiği bir ses mi bilemiyorum.
Yüzüme vuran cocuksu gülücük hoşuma gitsede
Emin olamıyorum. Aradığım gerçek bir sen bir hakikat.
Hakikatın içimde benimle olduğunu, karanlık bir tünelin
En dar soluklu anında yanımda olduğunu hayelden gerçeğe deneyimledim.
Şimdi tek dileğim sen kaldın. İçimdeki cocuksu güleç yüzlü, inatçı benliğimin
düşündüğü sen. Düşüncelerimin hapsinde zamanın geçmek bilmeyen
tekilliğinde kaldım. İçinde nefes almakta zorlandığım, boğuştuğum coşku dolu
akan ırmakta esaretimin bedeli seni düşünerek geçiriyorum.

Kelimeleri adeta ben yazmıyorum. Harflerin pek bir araya gelme isteği var bu aralar. Duraklamadan yazmak istiyorum. Sadece yazmak.. Ne yazdığımı düşünmeden yazdığım
spontane çıkan kelimeler ve bir araya geldiklerinde oluşturduğu o anlamlar...

Esen rüzgarın şiddeti gibi, şahit olduğumuz dalganın karaya çarptığındaki kudreti gibi. Bırakamıyorum kelimeleri... Yükselen duyguların ortaya çıkardığı melankolinin, fazla alınmış alkol gibi dışarı atılıyor.. Bazen küstahca ve tutarsız.. Elbette okunması için değil. Birinin okumasından çok kendimi kendime anlatmak gibi. Pek bir paranoyakça... Ama çok rahatlatıcı...

Zamanı bir bütünüyle görmeye çalışan bedenim bazen tek bir kelimenin yarattığı sancılı anlam ile zamanın bir anında geçen hayatın donuk bir heykeli olarak kalabiliyor. Çok bir kırılgan. Ama bir o kadar da çoşkulu.

Korkmak değil bu artık. Sadece eskisi gibi sürüklenme isteğine karşılık biraz olsun direnmek. Dinlemek, derinden gelen sesin senden mi yoksa geçmişimdeki yankılardan mı olduğunu bilmek.

Hiç düşünmemiştim bu kadar zor olabileceğini. Minik bir dokunuş, sıcak bir temas.. Hissettiğin o duygunun varlığı, bedenini olması gerektiğinden fazla kavradığında yakın olmak bir o kadar zorlaşıyor. Hissediyorsun ama olmuyor. Olamıyor. Çok basit olması değil çok hassas olması, titizlikle, içsel bir kaos yaşatıyor bu durum. -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bogányi Grand Piano



1 Şubat 2015 Pazar

NEFES

Bazen anlar vardır nefesimizin yetmediği

Bazen anlar vardır nefesimizin kesildiği.. 


Hayatımızın her anında bize eşlik eden


hayatın, neşenin, mutluluğun, müziğin ritmiyle 


Bedeni tutmaktır hayatta, bazen derinlerde ses verir


Her aldığım nefes bir duadır, bir lutuftur benliğime. 


Her verdiğim nefes şükürdür, hakikattır özünde.. 


Bazen nefsinde sıkışıp kalır insan, nefes nefese


En berrak nefes bile boğucudur kendini bilmediğinde


Bir nefeste yaratılmışsa bu muazzam, bir nefes hayattır o zaman

Fısıldayan bir nefesse o rüzgar,  çarpan dalgalarında harmoni yaratan


Kimisine sıkıntı, kimisinde unutulmayacak bir an 


Bedende bir parça, benliğimde tamamen 


Özgürüm her nefeste, özgürüm benliğimle


Her zaman, her haliyle seninle birlikte...






Breath from The Mercadantes on Vimeo.

What if we live the same way we travel?




Travel where you Live - A film by www.Sebastian-Linda.de - on.fb.me/1xVxHAX - http://instagram.com/seblinda/
Supported by www.So-Geht-Saechsisch.de - www.simply-saxony.com/

DJI Ronin by Globe Flight www.globe-flight.de/
Behind the Scenes: http://sebastian-linda.de/?p=1469

Assistance, Color Grading, Second Camera
Steffen Krones

Sounddesign by
www.Bony-Stoev.de
Making of Sound - http://bit.ly/15LBGbH

Music by Tony Anderson - Dwell
https://soundcloud.com/23violins/dwell

Still Photography by www.Erik-Gross.net - http://on.fb.me/1D30l6M

Skateboarding by
Tom Kleinschmidt, Erik Gross & Christian Döbrich

Freerunning by
Frab Parkour & Freerunning

Filmed in Dresden, Leipzig, Machern, Steina, Sächsische Schweiz, Saurierpark Bautzen and many other places of Saxony.

Filmed with
5d Mark III Raw
Lumix Gh4
Samyang 14mm 2,8
Canon 24mm 1,4 L
Canon 50mm
Canon 100mm 2,8 Macro
Voigtländer 0,95 25mm
12mm DSLR Magic.

Edited in Premiere CC 2014
Graded in Davinci Resolve LIte