Giriş
“Sadece bizim bildiklerimiz içinde hatırladıklarımız ve geçmişten bugüne öğrendiklerimiz ile yönlendirdiğimiz hayatların bilinmeyen geleceğe sürüklediği, bilinçsiz ve cesaretsiz geçmişimizin iz düşümü olarak düşen ve kararlarımıza yansıyan, mutlak güven hissi ile hareket edebileceğini hisseden, ruhunu kapital dengeye kaptıran ama tüm bu olanların farkında olmayan kişilere adanmıştır. “
Bilinmeyen Bir Akşam, Saat :23:59
Işıklı bir geceydi, her yerden eğlenceli sesler geliyor ve esen rüzgar ilginç bir duygu yaratıyordu. Etrafımda olup bitenleri pek algılayamıyordum. Tek hissettiğim her 10 saniyede bir yüksek ses geliyordu ve tanrı gökyüzünden deklanşöre basıp duruyor her yeri aydınlatıyordu. Kendimi güvende hissetsem de kendimi pek kontrol edemiyordum. Ara sıra esen o rüzgar yüzümü kavradığında kendimi tuhaf ama daha özgür hissediyordum. O an düşünmeye başladım. Neden burada insanların arasında olduğumu dahi hatırlayamıyordum, neyi kutladığımızı yada parlayan gökyüzünün havai fişek olduğunu dahi algılayamıyordum. Her görüntü gözümde farklı bir anlam taşıyordu. Gülen insanlar etrafına turkuaz dalgalar saçıyor bazıları sadece siyah bir nokta gibi gözüküyordu. Hayatta olduklarını fiziksel olarak hareket edebildiklerinden algılayabiliyor olsanızsa solmuş ruhsuz, neşesiz insanlar çok fazlaydı etrafımda. Sadece günü sahip oldukları doğrultusunda yaşayan hayatı taksitlere bölmüş, ertelenmiş bir hayatla köklerine kadar solmak üzere olan ruhsuz insanların anlık mutlu gülücüklerini duyuyordum ara sıra.
Gökyüzünde ışıltı devam ediyordu, çekici ve güzel görünen ama çok kısa süren bir duyguydu. Maliyeti yüksek olan kısa süreli duyguların farklı biri biçimi gibi geldi o an için. Yanıma yavaşça ama neşeyle biri yaklaşıyordu. Tam net göremesemde ince yapılı uzun boylu biriydi. Net göremiyordum ama siyah saçlı ve hafif kirli sakallı olan biriydi. Bana bakışlarından beni daha önceden tanıdığını hissettim. Bana nasıl olduğumu sordu, biraz dengesiz olduğumu görünce beni kalabalığın biraz dışında bankların yanına kadar gitmeme yardım etti ve “burada biraz dinlen sanırım çok içtin sana iyi gelecek bir şeyler alıp geliyorum” diyerek yanımdan ayrıldı. Bank’a oturduğumda biraz üşüdüğümü hissettim. Gözlerimi kapattım ve biraz dinlenmeye kendimi duygular içindeki boşluğa bırakalar hiçbir şey düşünmemeye çalıştım. Elimi bankın üzerinde gezdirdiğimde bazı yerlere kazınmış ama ne olduğunu tam olarak anlayamadığım hafif girintiler olduğunu fark ettim. Elimi kazınmış olan yerin etrafında gezdirerek ne olduğunu anlamaya çalıştım, belki birinin ismi yazıyordu. Belki’de bir söz yada sadece anlamsız bir çizik. Kendimi iyice yorgun ve bitkin hissetmeye başladım. Gözlerimi açmak istemesem de etrafımda neler olduğunu anlamak için gözlerimi araladığımda bir sürü kalabalık ve gürültü vardı. O an sanki kendimi bir suyun içinde gibi hissettim. Gözlerimi kapadığımda sadece dışarıdan boğuk bir ses geliyordu. Açtığımda büyük bir gürültü, başım dönmeye başladı. Vücudumdan süzülen minik damlalar esen rüzgarlar beni daha fazla üşümeme neden oluyordu. Terlemiş hafif bunalmış ve baş dönmesi ile artık günün benim için bittiğini anladım. Ayağa kalkmak istedim ama başaramadım. Oturmak daha güvenliydi. Çok mu içtiğimi düşünmeye başladım, ne içmiştim, hatırlayamıyordum. Halen neden bu kalabalığın içinde olduğumu bile bilemiyordum. Kendimi rahat bırakarak hiç bir şey düşünmemeye çalıştım. Dışarıdan gelen boğuk sesler bir anda kesildi.
Devam Edecek...
Pars
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder