Hayat, hergün yüzlerce nefes tükettiğimiz anların ardışık dizilimi.
Basit sayılar gibi, birbirini takip eden.
Kocaman bir dünya gibi her bir nefes, her bir an, her bir hayat.
Herkesin farklı değerlere sahip olduğu, farklı hikayelerin yaşandığı bir dünya.
Peki ne soğuttur bizi hayattan ? ne durdurur bizi sayıları
saymaktan.
İçimizde yaşadığımız hayat kendimizle kaldığımızda,
durduğumuzda, umursamadığımızda, yitirdiğimizde, yada kaybettiğimizde hayatta
ne değişir ? Hayat kişiye göre mutlakmıdır ? Özel midir ? Her sayı asal
olabilir mi ?
Tutkularımız nedir ? tutkumuz içimizde kaybettiğimiz veya
hiç keşfedemediğimiz yeteneğimiz midir ? Tutkular heves midir ? Anlık
sevinçlerimizin gülümser bulantısımıdır ? Boğaz hışırtısımı, yoksa yanmasımıdır
?
Değerlerimiz aileden gelen öğretiler mi yoksa toplumun tüm
bireylere zorlamasımıdır ? Kıymet bilmek için çok mu zor sahip olmak gerekir ?
Yoksa bu da bir öğretinin bir parçasımıdır ?
Umursamazlığımız sahip olduklarımızın güvencesimidir ? Özgürlüğümüz
ödenen faturalarmızmıdır ?
Aşkımız ; Şehvetimizin gölgesimidir, zevke geldiğinde mi
yaşanır ? Tekerrür, aynı hatalar yapıldığında mı hatırlanır.
Moda, seksi görünmek için mi vardır ? Seks, aile olmak için mi
rahatlamak için mi vardır ?
Kalbimiz, kan
dolaşımı için mi yoksa biriyle paylaşmak için mi vardır ?
Yaşamak için mi para kazanırız ? Harcamak için mi ? Aile
olmak için sevmek mi önemlidir, yoksa güven mi ?
Hayat, hergün tükettiğimiz yüzlerce nefes olsada, nefesimiz kesildiği
yada daraldığı günleri asla unutmayız. Hayat ardışık gibi gözüken, mutlak
olmayan, ön görülemeyen, bonkör, irrasyonel sayıların hesaplanamayan kare
köküdür.
Bazen iliklerimizde bazen kalbimizde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder