10 Ekim 2013 Perşembe

Varlıklarımız


Hayat, hergün yüzlerce nefes tükettiğimiz anların ardışık dizilimi. Basit sayılar gibi, birbirini takip eden.  Kocaman bir dünya gibi her bir nefes, her bir an, her bir hayat. Herkesin farklı değerlere sahip olduğu, farklı hikayelerin yaşandığı bir dünya.

Peki ne soğuttur bizi hayattan ? ne durdurur bizi sayıları saymaktan.
İçimizde yaşadığımız hayat kendimizle kaldığımızda, durduğumuzda, umursamadığımızda, yitirdiğimizde, yada kaybettiğimizde hayatta ne değişir ? Hayat kişiye göre mutlakmıdır ? Özel midir ? Her sayı asal olabilir mi ?
Tutkularımız nedir ? tutkumuz içimizde kaybettiğimiz veya hiç keşfedemediğimiz yeteneğimiz midir ? Tutkular heves midir ? Anlık sevinçlerimizin gülümser bulantısımıdır ? Boğaz hışırtısımı, yoksa yanmasımıdır ?
Değerlerimiz aileden gelen öğretiler mi yoksa toplumun tüm bireylere zorlamasımıdır ? Kıymet bilmek için çok mu zor sahip olmak gerekir ? Yoksa bu da bir öğretinin bir parçasımıdır ?  
Umursamazlığımız sahip olduklarımızın güvencesimidir ? Özgürlüğümüz ödenen faturalarmızmıdır ?
Aşkımız ; Şehvetimizin gölgesimidir, zevke geldiğinde mi yaşanır ? Tekerrür, aynı hatalar yapıldığında mı hatırlanır.

Moda, seksi görünmek için mi vardır ? Seks, aile olmak için mi rahatlamak için mi vardır ?
Kalbimiz,  kan dolaşımı için mi yoksa biriyle paylaşmak için mi vardır ?
Yaşamak için mi para kazanırız ? Harcamak için mi ? Aile olmak için sevmek mi önemlidir, yoksa güven mi ?


Hayat, hergün tükettiğimiz yüzlerce nefes olsada, nefesimiz kesildiği yada daraldığı günleri asla unutmayız. Hayat ardışık gibi gözüken, mutlak olmayan, ön görülemeyen, bonkör, irrasyonel sayıların hesaplanamayan kare köküdür.

Bazen iliklerimizde bazen kalbimizde...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder