14 Ekim 2010 Perşembe

Düzensizlik Dengesi

Düzen mi Haha :) 
"Asla beceremediğim ama ara sıra etkisi altına girdiğim cümle "


Düzensizlik içinde düzenli bir hayat yaşamaya çalışmak bence daha eğlenceli. Programlı, düzenli, sistemli olmak aslında genel geçer bir doğru olduğunu hepimiz biliyoruz. Titiz, düşünceli başkalarını rahatsız etmeden edepli olmak aslında doğru. Tabi patavatsız, düşüncesiz ve saygısız olalım kesinlikle demiyorum. 


Düzenli ve sistemli çalışmak hem zaman açısından hem verimlilik açısından daha değerli. Daha kabul görülen bir mantık. Arabaya benzin koymadan yola çıkmak saçmalık olur. İki konuyu birbirinden ayırmak lazım. Hayatımıza, işimize ve yaşantımıza düzen getirip bu düzen doğrultusunda yaşamak elbette güzel. Ama bu düzenin kölesi olup iç güdülerimizi, isteklerimizi, neşemizi, özgürlüğümüzü bastıran ve sosyolojik etkiler altında kurallarla yaşamak biraz korkutucu. 


Biraz olaylara ve olgulara manevi açıdan yaklaştığımızda bazen biraz kaderci bazen de materyalist olabiliyoruz. Hayata hangi açıdan baktığımızla, yada hayattan ne beklediğimizle biraz alakalı. Her bir bireyin beklentileri yaşadığı deneyimlerle, değerleri ile çeşitli beklentiler oluşturabiliyor. Bu beklentiler bireyin içinde ki hayatın ona sunması gerektiği yada onun bu hayattan edinmesi gerektiği olgular olabilir. 


Dini inanç, insan sevgisi, hayvan sevgisi, hayat sevgisi, çocuk sevgisi gibi kavramlar hayatımızın farklı evrelerinde farklı oranlarda ağır basmaya başlıyor. 60 yaşına gelen koministler bir anda dindar olabilirken, 30'lu yaşların ortalarında olan bir bayanın çocuk sevgisi ağır basabiliyor. Bu noktadan hareketle hayatımızın düzeni bulunduğumuz yaş aralığı ile farklı bir düzene girebiliyor. Belkide düzensizleşebiliyor. 


Hayat bir akarsu gibi akan; bazen şiddetli, bazen durgun, bazen şeffaf, bazen bulanık bir çok hali olduğunu düşünürsek en iyi düzeni akarsunun hangi evresinde olduğunu tayin ederek ortaya çıkarabiliriz. 


Spontane, önsezilerle, sorumluluk duygusu çerçevesinde özgür ve bir o kadar'da yazın sıcaklığında ki serinliği ile yaşamanın daha keyifli olduğunu düşünüyorum. Bizler ne askıyız nede askıya asılacak olanlardanız. Bizler canlıyız, hayatın güzelliklerini algılayabilecek varlıklarız, yardım edebilecek, konuşabilecek, dinleyebilecek, üretebilecek, doğanın en nadide parçalarıyız. 


Doğa'nın kanunlarından, hayatından, kurgusundan uzaklaşmadan tadına varabilmeliyiz diye düşünüyorum. 


Düzensizlik demiyorum, biraz spontan, biraz özgür yaşayalım diyorum. 


Kötü mü diyorum :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder